Hastane Riskleri Süper Sağlık Çalışanlarına Neden İşlemez?

Hastane Riskleri Süper Sağlık Çalışanlarına Neden İşlemez?

Pek çok hekim tanıyorum, bazılarıyla da oldukça samimiyim ve gelir bilgilerini paylaşmakta beis görmezler. İçlerinde görece mütevazı kazanan aile hekimi veya “ortalama bir uzman kadar” kazanan uzmanlar da var, aylık kazancını 6 haneli sayılara yaklaştıranlar da. Bunu yadırgamıyorum veya bu durumdan rahatsız değilim.

Öte yandan, kaderin cilvesi sonucu başka hedeflerle de olsa sağlık profesyoneli eğitimini hem önlisans hem lisans düzeyinde almış bulundum, sağlık sektöründe bir kariyeri ise geçmişte veya şimdi düşünmedim (düşündüm ve bana göre olmadığını gördüm daha doğrusu). Ancak bu sektörde çalışan veya çalışacak olan hekimlik dışı meslek gruplarını da yakından gözlemleme ve çoğuyla sohbet etme şansım da oldu.

Eğer hekimlik dışında işler yapan sağlık profesyonellerini eleştirecek olsam, upuzun bir yazı yazabilirim, eleştirilecek çok fazla tutum ve davranış sorunları olmakla birlikte tüm bu insanlarda “süper bir güç” olduğunu da düşünüyorum: Sağlık sektörünün çalışana yönelik riskleri bu kişilere işlemiyor herhalde! Daha da ilginci, devasa sağlık sektörü düşünüldüğünde bu sektördekilerin kazancı bana hiç de uyumlu gelmiyor.

Sağlık sektöründe (rekreasyonu saymazsanız) zorunlu okul stajları dışında henüz hiç çalışmadım ve “çalışmadığım” dönemde bir sağlık çalışanından fazla kazanmayı başardım. Sonrasında da ve sonrasında da… Çok şükür şimdi de sağlık sektöründeki ortalama birinin alamadığı bir maaşla çalışıyorum (yani sağlık sektöründe kariyer yapmak isteseydim de eğer hekim olmazsam finansal yönden çok cazip görünmeyecekti bu sektör). Yine de bu sektördeki çarpıklık dikkat çekici boyutta: Bu sektörde hekimlik dışı işleri yapanlar, sektörle uyumsuz ücretlerde çalıştırılıyorlar ve üstelik –memurlar hariç– iş güvenceleri de yok gibi.

Nükleer santralde yerleri silenler ortalamadan fazla kazanır çünkü iş risklidir, helikopter fabrikasındaki basit işçiler bile sıradan bir piyasa mühendisinden fazla maaş alır çünkü iş kritiktir, denizdeki petrol kuyularında haftalarca çalışmak zorunda olan petrol işçileri de bu zorluğun karşılığında ücretlerinde anlamlı farklar görürler; hatta madencilere bile sıradan bir işçiden fazla maaş verilmek zorundadır. Hepsini bir kenara bırakalım, bir kuyumcu tezgâhtarı bile sıradan bir tezgâhtardan daha fazla ücretle çalıştırılır çünkü işin kâr marjı yüksek, çalışılan meta kıymetlidir. Sağlık sektörü, tüm bu risk ve değerleri kapsamasına rağmen dünyanın her yerinde aslan payı yatırımcılara, tepe yöneticilere ve hekimlere gider. Hekimlerin kazancı insanları rahatsız etmez çünkü insanlar bu kazancı rasyonelize eder ancak kurumların kârlarını diğer çalışanların aleyhine bu denli yüksek tutması, acayip olmasına rağmen dikkat çekmez ve kanıksanmıştır.

Ivan Illich’e sorsak bunun sebebini, tıbbın belli bir zümrenin eliyle suiistimali ve değiştirilmesiyle açıklardı. “Beyaz Önlük Siyah Şapka”nın yazarı Carl Elliot ise bu durumu tarihsel süreç içerisinde seçkinlerin çocuklarının hekimliğe yönlendirilmesiyle izah ederdi. Bana sorsanız ben de size başka açıklamalar yapmaya çalışırdım.

Ancak, sağlık çalışanlarının çoğu, benim hemen fark ettiğim bu ilginçliği hiç de ilginç bir şey gibi görmüyor. Yani sizin bakteri dolu dışkı örneğinizi teslim alan, az evvel idrarınızı istemeden akıttığınız çarşafları toplayan, elleriyle size ailenizin bile yedirmediği yemekleri yedirmek zorunda olan, röntgen filminizi çekmek için sabahtan akşama kadar X-Ray cihazında çalışan, hastaya yetişmek için canını tehlikeye atarak ambulansı kullanan yahut hastanenin idari işleriyle kafayı yeme arefesinde olan bir çalışan sanki hiçbir risk altında değil gibidir çünkü ücretine buna binaen yansıtılan pek bir şey yoktur (çoğunlukla hiç yoktur).

Hastanede yapılan iş yüksek getirili, çok fazla doğrudan veya potansiyel riskli, yüksek stresli ve insan hayatını kurtarmakla ilgili olduğu için de değerlidir ancak bu sektörde ücretlendirme politikası evlere şenliktir. Pek çok sağlık çalışanının basit ve çok daha az yorucu bir tezgâhtarlık yaparak aynı ücreti alacağını hatta daha fazlasını kazanabileceğini düşünüyorum.

Bakanın açıklamalarına göre ülkemizde 1,06 milyon sağlık çalışanı var ve bunun 165 bini hekim, 200 bini hemşireyken geriye kalan 700 bini 30’u aşkın “diğer” işleri yapanlarmış. Hâl böyleyken, devlette yine görece iyi ama, bilhassa özel sektördeki ücret politikalarının acayipliğine hiçbir ses çıkarılmamasını sorgulamaya kalkmayın.

Bir meslek profesyoneli adayıysanız ve alanınızda iş bulacak kadar da şanslıysanız muhtemelen siz de aslında ne kadar büyük bir sektörde ne kadar kritik bir konumda olduğunuzu fark etmeden uzun yıllar çalışacak ve tüm bu çarkın arkasındaki bu şaşılası düzeni sorgulamayacaksınız.

Sahi, siz ne düşünüyorsunuz? Hastane risklerinden sağlık çalışanlarının “etkilenmemesinin” onların “süper güçleri” olmasından başka bir açıklaması mı var?

Ekleme: Ücret adaletsizliğiyle ilgili bu yazıdan sonra bana “Sen olsan yüksek maaş mı verirdin?” deseniz, “Hayır,” derdim. Bir işletmeci veya patron olarak piyasayı ve sektörü şekillendirme gücüm yoktur. Maaşları optimal seviyeye getirir, en iyi ihtimalle de bunun bir tık üstünü verebilirdim. Piyasayı regüle etmek sektör oyuncularının görevi değildir, temelde sağlık ve sosyal politikalarla alakalı bir iştir ve devletin yapması gerekir. Öte yandan, TÜİK verilerine göre bile sağlık sektöründeki lisans ve önlisans mezun işsiz oranı 2009’da %2,9 iken 2017’de %9,6’ya çıkmış. Listedeki hiçbir sektördeki mezun işsiz sayısı buradaki gibi 3 katına çıkmamış. Bu da çalışanların aleyhine bir veridir. Sektördeki işletmeci ve patrona sorsanız, okulları eleştirerek almış oldukları yeni mezun personelleri kendilerinin daha çok eğittiğini iddia edebilirler. Velhasıl, bu konu çok yönden konuşulması gereken bir konu ama gerçek nedir: Sağlık sektöründeki ücretlendirme adaletsizliği. Yeri gelmişken de belirteyim: Tanıdığım pek çok hekim de benim gibi düşünüyor ve sağlık sektöründe zorlu işlerde emek sarf edenlerin ücretlendirmelerinde içtenlikle artış diliyor ancak bu onların da elinde olan bir konu değil.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir