“İnsaf, bu kadar eziyet…”

Servisin radyosunda ya her gün aynı kaset çalıyor ya da şoförün hep tercih ettiği bir istasyon o günlerde her sabah aynı sırayla aynı şarkıları çalıyor. Beyaz Peugeot minibüsün camına yaslanarak dışarıya bakıyorum, Nergiz’den geçiyor araç, tam da buralardan geçerken hep aynı şarkıya denk geliyoruz, Candan Erçetin’den “Umrumda Değil” şarkısı. “İnsaf, bu kadar eziyet kim çeker! …

Yazmaya başlayış…

Yazıyla aramdaki ilişkiyi anlatmayacağım, kafanız şişer, üstelik benim de bilmediğim pek çok ara sokağı olduğundan düzensiz aktarırım, bu nedenle sizin aklınızda da bir şey kalmayabilir. Bununla birlikte, dengesiz bir yazar oldum. İyi örneklerle kötü örnekleri farklı zamanlarda veriyorum, bugün iyi yazıp yarın kötü yazabiliyorum. Geçen eski fitness yazılarımdan birini açtım, kısa, ama heykel gibi. O …

Kediler ve köpekler

Köpekler ve kediler farklıdır. Köpek, bir çeşit sevilmeyi öğretir insana, her zaman da sağlıklı olmayabilir o tür bir sevgi; kedi ise sevmeyi öğretir insana ve birisiyle birlikte olmak istiyorsanız onun sizi sizin istediğiniz gibi sevemeyebileceği gerçeğine de alıştırır sizi. Köpek, sevgisini karşılıksız verir; kedi ise, sevgisine layık olmanızı bekler. Köpek size ait bir mülkiyettir, kedi …

İlşad isminin anlamı, İlşad ne demek?

İsmimin anlamını soranlar oluyor, detaylı bir yanıt yazmam iyi olacak. Öte yandan, net bir insan olduğum için, muhabbet açmak için ismimi soranları ayırt edemiyorum zaten, ben soruya odaklanıyorum. Yani, neresinden baksanız, kendim için faydalı bir şey yapıyorum şu anda. İlşad ismi, “İL” ve “ŞAD” sözcüklerinin birleşimiyle oluşmuş ama bileşik ad ya da sözcük diyebilir miyiz …

“The serenity now…”

Uzunca bir süredir buraya yazı eklemiyorum. Ama arada birkaçını çıkardım. Çıkarmayacaktım, bir sansür değil, çıkarmaya karar verdim sadece. Bu arada, yaşam mücadelesi devam ediyor. Tek bildiğim şey, eskisinden daha güçlü olduğum. Bu anlamda kendi sorun ve zorluklarıma müteşekkir olmam gerektiğini söyleyebilirim. Buraya yazmasam da artık daha çok yazıyorum ve öykü konusunu ciddi olarak ele almaya …

Zweig, Satranç ve fazla değer biçme

Kuşkusuz güzel, özel ve bir lokmada okunabilen bir kitaptı Satranç. Zweig tanımayanlar içinse fazla anlam ifade edemeyeceğine eminim. Benim için mesela. Onun haddinden fazla sembolizmi varsa bundan çakmam ben, açıkçası, çakmaya da gerek görmüyorum. Yazar kibrini bilirim, ne de olsa bende de var, ancak yazarı eserini ortaya koyarken kendine iyice ilgi çekme zorunluluğunda konumlaması da …

Bir istek parça

Arabeskçileri tanımam ama aşina olduğum sesler vardır. O dönem Hakan Taşıyan sanırım yeni yeni moda oluyor ya da ben ilk kez sağda solda duymaya başlıyordum. Ali’lere gittik, bahçedeyiz; Ali’yi ve beni birazdan anlatacağım merak etmeyin. Sigara içiyoruz, radyoda arabesk bir istasyon çalıyor. Aslında, Ali seviyor ve benim de umurumda değil ne çaldığı, birinin umurunda değilse …

Eminönü’nde dükkânlar ve apandisit

Kalabalık ve birbirine bağlı bir aileymiş, kim olduğunu şimdi unuttum, içlerinden biri, tabii bu savaş dönemlerinden falan sonra, Adana’ya gider olmuş. Adana’da şarkıcı (dolayısıyla “düşük”) bir kadını sevip, gidip geldikçe onunla birlikte yaşamaya başlamış. Ancak memleketindeki ailesi katı şekilde gelenekçi, ayrıca da çok dindarlar. Bir gün Adana’da onun bu sefahatini bir hemşerisi görüyor. O da …

Büyüyen Sakal

Bugün 2013’de bir solukta yazıp sonra tamamlamadan bıraktığım bir öykümü sizlerle paylaşacağım. Bitirip de paylaşsam daha iyiydi ama, belki de birkaç yorum ve eleştiri umuyorumdur içten içe, ben de bilmiyorum ama paylaşmak istiyorum bitmemiş olsa da. BÜYÜYEN SAKAL Dündar aradı bugün, hanımlar konuşmuş, müsaitseniz akşam ailecek sizdeyiz diyor, hayhay müsaitiz üstat dedim. Dündar bizim bakanlıkta …

Bir monarkın günlüğü…

Bugün, eskiden yazdığım seçimlerle ilgili bir yazının sonuna eklediğim bir kurguyu sizlerle paylaşacağım. Beş sene evvel, 2010’un başında yazmışım. Bir dergide yayımlanmak üzere hazırladığımdan kısa tutmak zorunda kalmıştım, yer sınırlıydı çünkü ve yazının önceki kısmı bu kurgunun iki misliydi zaten. Ha, neden mi yayımlanmamıştı? Baya yere çaktığım için, bunu yayımlarsak olumsuz olur demişlerdi… Neyse, buyrun …