Tamamen duygusal

Yapmam gerekenin ne olduğunu genelde bilip, uzun yıllardır genelde yapmamamın açıklaması duygusal olmam. Bu sabah bunu çözdüm. Psikolojime duygusal durumum hakim genelde, dolayısıyla eylemlerime, irademe, hayatıma…

Çocukluğumda çok az olsa da sorunsuz geçen kısa dönemleri hatırlıyorum, mutlaka başarı vardı. Ama tabii ki genelde, ailemden kaynaklanan duygusal yükün altında ezilip kaybetmeyle karakterizeydi.

19 yaşında kendimi topladığım o kısa dönemde, bu arada 19 yaşında şimdikinden daha yakışıklıydım, hâlbuki şimdi daha yakışıklı olmam lazımdı, neyse. O dönemde her gün sabah 7’de kalkıyordum, lise mezunuydum, 9’da işimin başına, çalışanlarımdan önce gidiyordum. Tam üç ay, cumartesileri dâhil ve pazarları da genelde erkenden kalkıp evde işleri planlıyorum. Karşıyaka Devlet Hastanesi’nden iş bağlıyorum ki, medikal sektöründe bunu rüşvetsiz, şunsuz bunsuz yapmak bile bir başarı. Bu üç ay sürüyor, sonrasında, işin başında görüp uyardığım ama elimden olmayan o noktadan ötürü her şey yıkılıyor, yine bunalım. Bunu atlatabilirdim, ama sonra yine duygusal bunalımlar, eski ayak bağlarım, beni yere seriyor.

Bu sürdükçe, ben hem yapmam gerekenleri yapmadım hem de “self punishment” dedikleri şekilde pasif kalarak ya da kötü şeyler yaparak kendimi cezalandırdım. Bana göre olmayan şeyler. Yıllarca.

Sonra 2014, hayatımdaki en büyük ve en uzun süren maddi sorun, diğer duygusal sorunlarım da devam etmekle birlikte önemleri büyük ölçüde azalmıştı çünkü yeni ve eşsiz bir duygusal destek bulmuştum. Bu dönemde antrenmanlarıma iyi kötü tekrar başlayabildim, tam anlamıyla bir yangın yerinin ortasında. Ve yine bu dönemde kitabımı yazdım, 500 sayfa, sonra 384’e indirdim ki insan yiycek bunu insan diye.

Bir sabah, kitap çıkmadan önce, ben çok iyiyken, bir sabah kafamdan aşağı kaynar sular dökülmüştü, o yeni duygusal desteğimin geldiği taraftan kocaman bir saçmalık ve hayal kırıklığı. Yine tüm dengem bozuldu, ama bu sefer tam kontak atması; sinir, üzüntü, hayal kırıklığı, aldatılmışlık hissi, kurtulma, kaçma, savaşma, sarılma, her şey, çok yoğundu ve hiç dengem kalmadı… Kısa sürse de, etkisi, sonradan ortaya çıkacağı üzere, çok yıkıcı oldu. O dengesizliğimi hem o dönem pişmanlık olarak ödedim, hem de sonradan daha büyük bir pişmanlıkla tekrar ve kalıcı bir diyetle ödedim, sanırım kendimden de nefret ettirerek, tiksindirerek, yine de böyle olması gerekmiyordu. Yine de karşımızdakiler bizim kadar olgun olmak zorunda değil, yahut önceden başka bir olasılık için altyapı yaptılarsa onu bekletmek zorunda da değil…

***

Kendimi toparlamam gerekirken neden toparlayamadığımın sorusu duygusal olmamda yatıyor. Benim için somut şart ve imkânlardan çok duygusal olarak sorunlu olup olmamam önemli olmuş hep. Geriye dönüp baktığımda kabak gibi görünen şey bu.

Şimdi, beni ben yapan bir şey olduğunu düşündüğüm bu duygusallığımı taşlaştırmadan, yok etmeden, vazgeçmeden bundan gereksiz olduğu noktalarda kurtulmanın yolunu arıyorum. Yani beni harekete geçiren ya da geçirmeyen şey bu duygusallığımsa ya bunu izale etmeliyim ya da o sorunları çözmeliyim, ikisi de olabilir. Ayağıma taş gibi bağlanmış bu yükleri yeniden tahlil edip kafamda yeni ve geçerli yanıtlar bulmak bana yardımcı olabilir, bir şeyleri de geride bırakıp tutum değiştirmek gerekebilir.

Ne yapmam gerektiği hakkında hiçbir soru işaretim yok, seçenekler olması da kafamı karıştırmaktan çok bana kendimi iyi hissettirir üstelik. Yani, yapabileceklerim belli ama bunları yaparlığımda olan sorunu halletmeliyim. İradesiz olduğumdan emin olmaya başlamıştım artık ama sonra işte, geçmişi şöyle bir düşünmek, sıradan nice insana imkânsız görünen şeyleri başarmış olduğum aklıma geldi. Hayır, duygusal olarak iyiysem iradem de çok güçlüydü, disiplinden yana da sorunum olmamış.

***

Sonrası her şey teker teker düzelecektir, gerçi, yine düzeliyordu ama sanırım bu sefer yalnız başarmam gerekecek, hem böyle olunca kimsenin dengesizliğine de önceden olduğu gibi alışmak zorunda kalmama gerek kalmayacak. Gerçi, alışmak da iyi, bu sayede insan tekrar tiksinç hatalar yapmamayı öğrenmiş oluyor, benim yaptığım gibi.

Dolayısıyla beni günler boyu defalarca öldüren yaralarımı sarmadan, tedavi etmek durumundayım. Kaçmak bana göre değildi, bir ara az kalsın yapacak oldumsa da, tesadüfler ve kronolojik uyumsuzluk durdurduğunda, başka şeyler de gördüm sonra… Hatalarımın da iyi yönlerimin de farkındayım artık, hem de daha çok, daha kritik noktalarımda.

Tamamen duygusal. Tamamen, duygusal.

Muhtaç olduğum kudreti damarlarımda değilse bile, kafamın bir köşesinde sürekli erişilebilecek şekilde bulmalı, yoksa da oluşturmalıyım.

Bazı çözmediğim duygusal sorunlar şimdiden gözümün önünde belirginleşti, dünden daha yakınım şimdi çözüme, yeni bir hayata. Önce en yakınımdan başlayacağım.

Beni affet, kendim başta affetmesi gereken kim varsa.

Hayal kırıklığı değilim, deneyemediğim şeylerde bununla suçlanamam.

Şimdi deneyeceğim ve denersem bunun anlamı yapacağım demek.

Tamamen

Duygusal

Ben olmanın ödülü de bu laneti de, lanet kısmına çalışıyorum, ödüllerinden rahatsız değilim.

Tek bildiğim, her anlamda eskisinden daha iyi olmak istediğim, çok daha iyi, çok daha güçlü, çok daha enerjik.

About the author: İlşad Özkan

Leave a Reply

Your email address will not be published.