The Godfather

Geçenlerde yaşanan birkaç sorun için çağrıldığım birkaç müşteriye karşı Don Vito Corleone taklidi yapmaya çalıştım ve genelde sorunlarımızı at kesip kafasını muhtelif yerlere koyarak çözdüğümüzü söyledim. Bazılarına da “Bölgemde sorun istemiyorum,” dedim. Tüm sorunlar keyifle çözüldü o gün; sesim hariç.

Geçenlerden önceki geçenlerde, gece havuza girdiğimde üşüttüm, belki de üşütmedim de enfeksiyon kaptım; yahut belki de her ikisi birden oldu. Bilmiyorum. Fakat o gün yerden ısıtmaların ve havadan fancoil ısıtmalarının kapatıldığını biliyorum. Kapatılmıştı, çünkü sıcak suyu yetiştirememiştik. Tesisin mimari ve mühendislik konusunda sınıfta kaldığı çeşitli noktalardan biri de kuşkusuz bu. Çözüm için araştırıyoruz, belki üçüncü bir kazan?

Don Vito sesim bir gün sürdü, sonrasında “deep voice” oldu ve sonrasında, yani yarın, normalleşir ya da hafif bir çatallaşma evresinde olur. Ses önemli. Belki ne söylediğimizden bile daha çok önemli.

İkinci el, pek de yaşlı olmayan tek kapılara bakıyorum, bu günlerde alacağımdan değil de merakımdan ve yakında alabileceğimden ötürü. Corsa’dan başlayan araştırmam CLK’lara uzanıyor. CLS varken CLK’lara bakmak zorunda kalmak, ekonominin böyle olduğu bir ülkede olmak biraz can sıkıcı. Derken, çocukluğumun hayali Z3’lere de gözüm takılıyor. Oysa sedan severdim ben, demek ki evliliği baya silmişim kafamdan, bu kadar keskin bir cabrio’ya dönüşün başka açıklaması olamaz. Belki de hiçbir şey alamam. Geçen sene o talihsizlik olmasa, bir de o evlilik olasılığı olmasaydı 2001 model bir Z3 alabilirdim oysa, gerçi geçen sene o talihsizlik olmasa siteyi de satmazdım ve elime birden toplu para da geçmezdi. Gerçi, siteyi satmamış olsam şimdilerde her ay iyi bir aylık gelirim olurdu siteden. Şans. Önemi yok. Ben hâlâ buradayım ve biraz zaman kaybetmiş olsam da tenim genç. Tenim genç mi dedim? Sanırım yaşlanmadığımı ya da en azından pek o kadar da yaşımı göstermediğimi başka türlü de ifade edebilirdim. Ama böyle ifade ettim. Belki bunda da yanılıyorumdur, bilmiyorum, farklı fikirler alınabilir ancak farklı fikirler mi önemli yoksa benim kendim için olan öz algım mı?

Bilmiyorum.

Bilmiyoruz.

Kimsenin bir boktan haberi yok ve çılgınca yaşıyoruz.

Bazen üzücü olsa da bence keyifli. “Her şeye rağmen,” ifadesi biraz kaybetmişlik vurgusu taşıyor gibi, sevmiyorum. Abartılı da buluyorum. “Tüm keyfine rağmen üzücü.”, buna benzer bir cümle daha iyi ifade edebilir kendi yaşamıma bakışımı. Benim doğal yöntemim keyif üzre sanki, yani, ağırlıklı olan duygu bu. Elbette bazen karamsarlaşır, bazen olmadık şeylere bile çok üzülebilirim. O kadar da olsun. Tadı tuzu işte o da.

İyi.

Hayat Yolunda

Kişisel internet sitem ziyaretçilerini bu iki kelimeyle karşılıyor. Aralarında virgül yok. Virgül konsa tek anlamı olacak. Virgülü koymayarak her iki anlama da açık kapı bırakmak hoşuma gidiyor. Seçenekleri de seviyorum, çift anlamlılığı da.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir