İlşad isminin anlamı, İlşad ne demek?

İsmimin anlamını soranlar oluyor, detaylı bir yanıt yazmam iyi olacak. Öte yandan, net bir insan olduğum için, muhabbet açmak için ismimi soranları ayırt edemiyorum zaten, ben soruya odaklanıyorum. Yani, neresinden baksanız, kendim için faydalı bir şey yapıyorum şu anda. İlşad ismi, “İL” ve “ŞAD” sözcüklerinin birleşimiyle oluşmuş ama bileşik ad ya da sözcük diyebilir miyiz […]

Çiçekler

Bir şeyler oldu, zaten o dönem hep bir şeyler oluyordu. Saati bir miktar kaçırdım, geç kaldım. O otobüsle geliyordu bu sefer, genelde uçakla gelirdi oysa ve havaalanı bana çok daha yakın. Bu bir bahane değil tabii. Öte yandan, vaktim oldukça kısıtlı. Evden hemen fırlıyorum, arabam yok, taksiyle metrobüs durağına gideceğim, taksiye binince yolumun üstünde diye […]

“The serenity now…”

Uzunca bir süredir buraya yazı eklemiyorum. Ama arada birkaçını çıkardım. Çıkarmayacaktım, bir sansür değil, çıkarmaya karar verdim sadece. Bu arada, yaşam mücadelesi devam ediyor. Tek bildiğim şey, eskisinden daha güçlü olduğum. Bu anlamda kendi sorun ve zorluklarıma müteşekkir olmam gerektiğini söyleyebilirim. Buraya yazmasam da artık daha çok yazıyorum ve öykü konusunu ciddi olarak ele almaya […]

Zweig, Satranç ve fazla değer biçme

Kuşkusuz güzel, özel ve bir lokmada okunabilen bir kitaptı Satranç. Zweig tanımayanlar içinse fazla anlam ifade edemeyeceğine eminim. Benim için mesela. Onun haddinden fazla sembolizmi varsa bundan çakmam ben, açıkçası, çakmaya da gerek görmüyorum. Yazar kibrini bilirim, ne de olsa bende de var, ancak yazarı eserini ortaya koyarken kendine iyice ilgi çekme zorunluluğunda konumlaması da […]

Sarılma şampiyonu

Genelde gece daha verimli çalışırdım, bu sebeple o bir kedi gibi yanımda uyuklayıp biraz mırıldandıktan sonra, uykusu iyice bastırınca gidip yatardı. Ben de yorulduktan sonra onu uyandırmamaya çalışarak yanına yatardım. Uyurken nasıl göründüğümü bilmiyorum ama gözlerimi yanağıma kondurulan yumuşacık, biçimli, dolgun dudakların öpüşüyle açardım. Cennete girmek de buna benzer bir başlangıçla olmalı bana sorarsanız, hiç […]

Bir istek parça

Arabeskçileri tanımam ama aşina olduğum sesler vardır. O dönem Hakan Taşıyan sanırım yeni yeni moda oluyor ya da ben ilk kez sağda solda duymaya başlıyordum. Ali’lere gittik, bahçedeyiz; Ali’yi ve beni birazdan anlatacağım merak etmeyin. Sigara içiyoruz, radyoda arabesk bir istasyon çalıyor. Aslında, Ali seviyor ve benim de umurumda değil ne çaldığı, birinin umurunda değilse […]

Eminönü’nde dükkânlar ve apandisit

Kalabalık ve birbirine bağlı bir aileymiş, kim olduğunu şimdi unuttum, içlerinden biri, tabii bu savaş dönemlerinden falan sonra, Adana’ya gider olmuş. Adana’da şarkıcı (dolayısıyla “düşük”) bir kadını sevip, gidip geldikçe onunla birlikte yaşamaya başlamış. Ancak memleketindeki ailesi katı şekilde gelenekçi, ayrıca da çok dindarlar. Bir gün Adana’da onun bu sefahatini bir hemşerisi görüyor. O da […]

Büyüyen Sakal

Bugün 2013’de bir solukta yazıp sonra tamamlamadan bıraktığım bir öykümü sizlerle paylaşacağım. Bitirip de paylaşsam daha iyiydi ama, belki de birkaç yorum ve eleştiri umuyorumdur içten içe, ben de bilmiyorum ama paylaşmak istiyorum bitmemiş olsa da. BÜYÜYEN SAKAL Dündar aradı bugün, hanımlar konuşmuş, müsaitseniz akşam ailecek sizdeyiz diyor, hayhay müsaitiz üstat dedim. Dündar bizim bakanlıkta […]

Bir monarkın günlüğü…

Bugün, eskiden yazdığım seçimlerle ilgili bir yazının sonuna eklediğim bir kurguyu sizlerle paylaşacağım. Beş sene evvel, 2010’un başında yazmışım. Bir dergide yayımlanmak üzere hazırladığımdan kısa tutmak zorunda kalmıştım, yer sınırlıydı çünkü ve yazının önceki kısmı bu kurgunun iki misliydi zaten. Ha, neden mi yayımlanmamıştı? Baya yere çaktığım için, bunu yayımlarsak olumsuz olur demişlerdi… Neyse, buyrun […]

Bazen sadece yazıp silersin…

Dün birkaç yazı yazmıştım ve sonra hepsini silmiştim, zaten kısa şeylerdi. Yazıları beğenmemiştim, canım sıkılmıştı yayımlamayı düşündüğümde boş ver demiştim. Bu bana bir şeyi hatırlattı ve bir şeyi de gösterdi. Hatırlattığı şey, buradaki yazılarımda beğeni kaygısı gütmediğimdi. Doğru. Öyleyse neden beğenmediğim yazıları yayımlamadım? Çünkü kendim beğenmedim, yani ne gerek var dedim. Gösterdiği şey ise, bazen […]